Tüm yazılar
Yapay Zekâ

8 Mayıs 2026

1 dk okuma

Yapay zekâyla çalışmak: araç mı, ortak mı?

#Yapay Zekâ#Üretkenlik#İçerik

Kanallarımdan biri büyük ölçüde yapay zekâya ayrılmış durumda ve bu araçlarla her gün çalışıyorum. Buna rağmen, belki de tam bu yüzden, şu soruyu kendime düzenli olarak soruyorum: bu şey benim aracım mı, ortağım mı? Cevabım zamanla değişti ve bu yazı o cevabın bugünkü hali.

Hızın gerçekten işe yaradığı yerler

Yapay zekânın tartışmasız iyi olduğu işler var: ilk taslaklar, tekrar eden kalıp kodlar, bir fikrin on varyasyonunu görmek, hiç bilmediğim bir alanın kabataslak haritasını çıkarmak. İşin ilk yüzde sekseni ciddi biçimde hızlanıyor. Eskiden yarım gün süren "boş sayfa" aşaması artık dakikalar sürüyor. Ve boş sayfa, üretimin en pahalı aşamasıydı.

Darboğaz artık zevk

Ama burada bir denge değişti: üretim ucuzlayınca seçmek pahalılaştı. Yapay zekâ size on seçenek verir; hangisinin iyi olduğunu söylemez. Neyin iyi olduğunu bilmek, yani sektörün zevk, yargı ya da vizyon dediği şey, artık asıl darboğaz. Ve zevk, kestirmesi olmayan bir kas: iyi işlere bakarak, kötü işler yapıp utanarak, yıllar içinde gelişiyor.

Düşünmeyi devretmemek

Gördüğüm en gerçek risk, işin değil düşünmenin devredilmesi. Cevabı almak ile cevabı anlamak farklı şeyler; anlamadan kullanılan her cevap, faiziyle geri ödenecek bir borç. Kendime koyduğum kural basit: yapay zekâ taslak üretir, karar üretmez. Son cümleyi her zaman anlayarak kurmak zorundayım, çünkü imza benim.

Araç mı, ortak mı? Bugünkü cevabım: ikisi de değil; güçlü bir çırak. İşi olağanüstü hızlandırıyor; ama neyin yapılmaya değer olduğunu bilmek, hâlâ ve sanırım hep, ustanın işi.